Learn to speak Turkish fast

Making Polite Requests with the Present Simple

Requests in the imperative

Picture
Bu mektubu postala. (Post this letter.)           Tuzu bana uzat. (Pass me the salt.)       Kapıyı aç. (Open the door.)

Gazeteyi bana ver. (Give me the newspaper.)         Salata yap. (Make a salad.)        Televizyonu kapat. (Turn off the television.)

Sorumu cevapla. (Answer my question.)

We can ask people to do something for us in a polite way by using the present simple just as we do with the will future in English.

Bu mektubu postalar mısın? (Will you post this letter?)             Tuzu bana uzatır mısın? (Will you pass met he salt?)

Kapıyı açar mısın? (Will you open the door?)                             Gazeteyi bana verir misin? (Will you give me the newspaper?)

Salata yapar mısın? (Will you make a salad?)                           Televizyonu kapatır mısın? (Will you turn off the television?)

Sorumu cevaplar mısın? (Will you answer my question?) 

Off course, we can say “lütfen” – please.                                 Kapıyı açar mısın, lütfen.  Or  Lütfen, kapıyı açar mısın?


Positive answers: 

Elbette, Tabi (Off course, Sure) / Tamam, Olur (Okay) / Buyurun. (Here you are.)

Negative answers:

Hayır.  Olmaz.  Kusura bakma, yapamam. 


Note: We don’t use the present simple this way when we ask people for permission to do things.

We don’t say, “Televizyonu kapatır mıyım?”; we say, “Televizyonu kapatabilir miyim?”. We’ll study this under another title later.

 

Vocabulary - Kelimeler

Hayvanlar - Animals

kuş      baykuş          ördek          kartal        yarasa          sinek          kelebek

köpek       kedi         eşek              at             boğa             inek             deve

tavuk        horoz       tavşan         sincap           fil              zürafa            geyik

böcek     örümcek     yılan             fare      kaplumbağa     kirpi      kertenkele

maymun      ayı        domuz            kurt         balina        köpekbalığı      ahtapot
Click to see a larger image
Hayvanlar

Yer Edatları - Prepositions of Place

Noun + possessive suffix –ın + preposition
Otobüs evin önünde
Çocuk anne ile baba
nın arasında
Geyik ağac
ın arkasında
Keman kutu
nun içinde
Ayakkabı dolab
ın üstünde
Telefon televizyon
un altında
Adam pencere
nin yanında
Picture

Mastar/Fiilimsi - Gerund/Infinitive

Türkçe öğrenmek

Spor yapmak iyidir. / Doing sports is good.

-mek, -mak

The suffixes –mek and –mak put a verb into the gerund form or into the innitive form.

Sigara içmek kötüdür.                       Smoking is bad. / It is bad to smoke.

Spor yapmak iyidir.                            Doing sports is good. / It is good to do sports. 


Türkçe öğrenmek kolay değildir.       Learning Turkish isn’t easy.

Golf oynamak sıkıcıdır.                      Playing golf is boring.


Türkçe öğrenmek istiyorum. – I want to learn Turkish. 

Öğren-mek: to learn

Türkçe öğren.                                    Learn Turkish.

Türkçe öğrenmek istiyorum.              I want to learn Turkish. 

Yap-mak: to do

Temizlik yap.                                     Do the cleaning.

Bugün temizlik yapmak istiyorum.    I want to do the cleaning today.

Örnekler

Ne yapmak istiyorsun?                      What do you want to do?

Sinemaya gitmek istiyorum.              I want to go to the cinema.


Ne yapmak istiyorsunuz?                  What do you want to do?

Yeni bir araba almak istiyoruz.          We want to buy a new car.

 
-           Bir gül almak ister misiniz? / Would you like to buy a rose?

-           Fiyatı ne kadar? / How much is its price?

-           Bir tanesi beş lira. / Five liras each.

-           Çok güzeller. Bir tane alayım. / They’re very beautiful. I’ll have one.

-           Buyrun. / Here you are.

-           Üstü kalsın. / Keep the change.

-           Teşekkürler. / Thanks

 

Gelecek Zaman – Future Tense

We form the future tense by adding –ecek, -acak suffixes to the verb.

Gelecek zaman


Meyve suyu iç
ecek. (She is going to drink fruit juice.)


Çikolatayı ısıracak. (She is going to bite the chocolate.)

Babam yarın eve gelecek.  (My father will come home tomorrow.)

Ahmet yeni bir araba alacak. (Ahmet is going to buy a new car.)


 

I will work. / I’m going to work. Çalışacağım.

Olumlu                       Olumsuz                    Soru
Çalışacağım.              Çalışmayacağım        Çalışacak mıyım?
Çalışacaksın.             Çalışmayacaksın.       Çalışacak mısın?
Çalışacak.                  Çalışmayacak.            Çalışacak ?
Çalışacağız.               Çalışmayacağız.         Çalışacak mıyız?
Çalışacaksınız.          Çalışmayacaksınız.    Çalışacak mısınız?
Çalışacaklar.              Çalışmayacaklar.       Çalışacaklar


I will drink. / I’m going to drink.İçeceğim. 

İçeceğim.                   İçmeyeceğim             İçecek miyim?
İçeceksin.                  İçmeyeceksin.            İçecek misin?
İçecek.                       İçmeyecek.                 İçecek mi?
İçeceğiz.                    İçmeyeceğiz.              İçecek miyiz?
İçeceksiniz.               İçmeyeceksiniz.         İçecek misiniz?
İçecekler.                   İçmeyecekler.            İçecekler mi?

Note that –k sound in –ecek changes into –ğ when a suffix beginning with a vowel comes after it.


Making Suggestions / Önerilerde bulunma

Türkçe konuş-alım.

Let’s do something. / Bir şeyler yapalım.

To make suggestions, we add the suffixes –alım, -elim to the verb.

Bu gece sinemaya gidelim. Let’s go to the cinema tonight. (I suggest going to the cinema tonight.

Haydi, koşalım. Yoksa geç kalacağız. (Come on, let’s run. Otherwise we’ll be late.)

Yarın birlikte Türkçe çalışalım. (Let’s study Turkish together tomorrow.)

Ne güzel bir yer. Haydi, birkaç fotoğraf çekelim. (What a beautiful place. Let’s take some  photos.)

 

Shall we do something? / Bir şeyler yapalım mı?

Bu gece sinemaya gidelim mi?

Geç kalacağız. Koşalım mı?

Yarın birlikte Türkçe çalışalım mı?

Güzel bir yer. Birkaç fotoğraf çekelim mi? 

Let’s not do something. / Bir şeyler yapmayalım.

Bu gece sinemaya gitmeyelim.
Koşmayalım.
Yarın Türkçe çalışmayalım.
Fotoğraf çekmeyelim.


 

Can/May I...? - -abilir miyim?

I can do it. (Yapabilirim.)


To talk about abilities, we add -abil, -ebil suffixes to the verb. -ebilmek is actually an auxiliary verb just like can or be able to in English
Picture
Ben İngilizce konuşabilirim. (I can speak English.) –ir is the present simple tense suffix and –im is the first person suffix. .

Mary iyi piano çalabilir. (Mary can play the piano well.)

Kardeşim yüzebilir. (My brother can swim.)

Biz bu işi yapabiliriz. (We can do this job.)

Questions:

“Bu agaca tırmanabilir misin?”     “Evet, tırmanabilirim.”

“Bu işi yapabilir misiniz?”              “Evet, yapabiliriz.”

Negative:

Ben piano çalamam.          Kardeşim yüzemez.           
Biz bu işi yap
amayız.        
Sen bu ağaca tırmanamazsın.

Note:  –ebilmek can also be used in the present continuous tense.

Vay! Sen gerçekten iyi gitar çalabiliyorsun. (Wow! You can play the guitar really well.)

Bırat şunu. İyi gitar çalamıyorsun. (Stop it. You can’t play the guitar well.)

Nasıl gidiyor? Ödevini yapabiliyor musun? (How’s it going? Can you do your homework?) 

 
-ebilmek to ask for permission

Dışarı çıkabilir miyim?        (Can I go out?)

Size bir soru sorabilir miyim?       (Could I ask you a question?)

Pencereyi açabilir miyim?             (Can I open the window?)

-ebilmek to give permission

Dışarı çıkabilirsin. (You can go out.)

Dışarı çıkamazsın. (You can’t go out.)

Şimdi sorularınızı sorabilirsiniz. (Now you can ask your questions.)

Simdi sorularınızı soramazsınız. (Now you can’t ask your questions.)

Pencereyi açabilirsin. (You can open the window.)

Pencereyi açamazsın. (You can’t open the window.)

-ebilmek to express possiblity (maybe)

Ali yarın eve gelebilir. (Ali can come home tomorrow. – We aren’t sure. Maybe he’ll come.)

Bu akşam seni arayabilirim. (I may call you tonight. – Maybe I’ll phone, maybe I won’t.)

 
Sandy, çok hastayım. Beni doktora götürebilir misin?

Sandy, I’m very ill. Can you take me to the doctor?
 

HELP! Yardım, Yardım etmek

Yardım: (noun) help          I need help. Yardıma ihtiyacım var.         

Yardım-a (in dative case) / İhtiyacım var: I need.

Yardım etmek: (verb) to help – it requires a dative object.

Bana yardım eder misin?                  Can you help me?

Sana yardım edeyim mi?                  Shall I help you?

Ona yardım et.                                    Help him/her.

Bize yardım edin.                               Help us.

Size yardım etmek istiyoruz.            We want to help you.

Onlara yardım edelim.                      Let’s help them.

 

Ahmet’e yardım etmeliyiz.               We must help Ahmet.

Arkadaşımıza yardım etmeliyiz.      We must help our friend. 

 
We also say “yardımcı olmak”                        
Size nasıl yardımcı olabilirim? How can I help you?

In an emergency or when in danger, we say “Yardım edin!” or “İmdat!”
and sometimes both “İmdat! Yardım edin.”
 
 

Aletler - Tools 


Kaşık, çatal, bıçak, çatal-bıçak, fincan, kadeh, çaydanlık, tencere,

tost makinesi, satır, sandelye, kanepe, gözlük, tarak,

kibrit, mum, ampul, lamba, saat, diş fırçası,

çengelli iğne, makas, fırça, pense, anahtar, çekiç, tornavida,

matkap, kürek, zil, şemsiye, askı, kalem, kulaklık 


Learn to speak Turkish fast