Sevmek: to love
ZORUNLULUK – NECESSITY (OBLIGATION)
Zorunda olmak: to be obliged to…
zorunda+personal suffix: zorunda-y-ım
“Bir şey yapmak zorundayım,” means I have to do something, I don’t have any other option than doing it.
Zorundayım is used with an infinitive like yapmak, gitmek, çalışmak, içmek etc.
Çalışmak zorundayım: I’m obliged to work. (I have to work.)
Eve erken gitmek zorundayım. I have to go home early.
Zorunda olmak: to be obliged to…
zorunda+personal suffix: zorunda-y-ım
“Bir şey yapmak zorundayım,” means I have to do something, I don’t have any other option than doing it.
Zorundayım is used with an infinitive like yapmak, gitmek, çalışmak, içmek etc.
Çalışmak zorundayım: I’m obliged to work. (I have to work.)
Eve erken gitmek zorundayım. I have to go home early.
positive
(Ben) Zorundayım.
(Sen) Zorundasın.
(O) Zorunda.
(Biz) Zorundayız.
(Siz) Zorundasınız.
(Onlar) Zorundalar.
(Ben) Zorundayım.
(Sen) Zorundasın.
(O) Zorunda.
(Biz) Zorundayız.
(Siz) Zorundasınız.
(Onlar) Zorundalar.
negative
(Ben) Zorunda değilim.
(Sen) Zorunda değilsin.
(O) Zorunda değil.
(Biz) Zorunda değiliz.
(Siz) Zorunda değilsiniz.
(Onlar) Zorunda değiller.
(Ben) Zorunda değilim.
(Sen) Zorunda değilsin.
(O) Zorunda değil.
(Biz) Zorunda değiliz.
(Siz) Zorunda değilsiniz.
(Onlar) Zorunda değiller.
question
(Ben) Zorunda mıyım?
(Sen) Zorunda mısın?
(O) Zorunda mı?.
(Biz) Zorunda mıyız?
(Siz) Zorunda mısınız?
(Onlar) Zorundalar mı?
(Ben) Zorunda mıyım?
(Sen) Zorunda mısın?
(O) Zorunda mı?.
(Biz) Zorunda mıyız?
(Siz) Zorunda mısınız?
(Onlar) Zorundalar mı?
Examples
Bu kitabı okumak zorundasın. (You have to read this book.)
Yarın erken kalmak zorunda değilim. (I don’t have to get up early tomorrow.)
Bu ilacı almak zorunda mı? (Does she have to take this medicine?)
Yürümek zorundayız. (We have to walk.)
Bunu yapmak zorunda mısınız? (Do you have to do this?)
Bu kitabı okumak zorundasın. (You have to read this book.)
Yarın erken kalmak zorunda değilim. (I don’t have to get up early tomorrow.)
Bu ilacı almak zorunda mı? (Does she have to take this medicine?)
Yürümek zorundayız. (We have to walk.)
Bunu yapmak zorunda mısınız? (Do you have to do this?)
"Şey" a useful word
Şey literally means thing. Bir şey means something. Hiçbir şey means nothing.
A) The word “şey” is very helpful when you don’t exactly know what to say at the time of speaking. Its usage is similar to “well” in English. It is a word which gives you the time to think of the right word or what to say.
- Türkiye’nin başkenti neresi? What is the capital city of Turkey?
- Şey. Ankara? Well. Ankara?
- Doğru. That’s right.
- Yeni tişörtüm nasıl? How is my new shirt? (What do you think of it?)
- Şey….Mmm. Havalı! Well.... Emm. It’s cool!
- Burada ne yapıyorsun? What are you doing here?
- Şey. Bir arkadaşı bekliyorum. Well. I’m waiting for a friend.
B) We use “şey” instead of any word or name which we can’t remember just as we are talking. So you don’t have to stop in the middle of a sentence. You can say it later or somebody will say it for you.
şey (nominative), şeyi (accusative), şeye (dative), şeyde (locative), şeyden (ablative), şeyim (possesive)
Yemekte şey çorbası içtik. Brokoli. We drank şey soup at diner. Broccoli.
Dün şeyi aradım. Ayşe’yi. Yesterday I called şey. Ayşe. (Yesterday I called Ayşe.)
Yarın şeye gideceğiz. Köyceğiz’e. We’re going to go to şey tomorrow. To Köyceğiz.
Şeyim nerede? Anahtarım. Where is my şey? My key.
C) Bir şey (singualar); bir şeyler (plural): something
Bahçede bir şey var. There is something in the garden.
Canım sıkılıyor. Hadi, bir şey(ler) yapalım. I’m bored. Let’s do something.
Soğuk bir şeyler içmek istermisiniz? Would you like to drink something cold?
Hiçbir şey: anything, nothing
Dün hiçbir şey yapmadım. I didn’t do anything yesterday.
Hiçbir şey bilmiyorum. I don't know anything.
Note: Often we say bi şey, bi şeyler, hiçbi şey. Hadi bi şeyler yapalım. Hiçbi şey bilmiyorum.
A) The word “şey” is very helpful when you don’t exactly know what to say at the time of speaking. Its usage is similar to “well” in English. It is a word which gives you the time to think of the right word or what to say.
- Türkiye’nin başkenti neresi? What is the capital city of Turkey?
- Şey. Ankara? Well. Ankara?
- Doğru. That’s right.
- Yeni tişörtüm nasıl? How is my new shirt? (What do you think of it?)
- Şey….Mmm. Havalı! Well.... Emm. It’s cool!
- Burada ne yapıyorsun? What are you doing here?
- Şey. Bir arkadaşı bekliyorum. Well. I’m waiting for a friend.
B) We use “şey” instead of any word or name which we can’t remember just as we are talking. So you don’t have to stop in the middle of a sentence. You can say it later or somebody will say it for you.
şey (nominative), şeyi (accusative), şeye (dative), şeyde (locative), şeyden (ablative), şeyim (possesive)
Yemekte şey çorbası içtik. Brokoli. We drank şey soup at diner. Broccoli.
Dün şeyi aradım. Ayşe’yi. Yesterday I called şey. Ayşe. (Yesterday I called Ayşe.)
Yarın şeye gideceğiz. Köyceğiz’e. We’re going to go to şey tomorrow. To Köyceğiz.
Şeyim nerede? Anahtarım. Where is my şey? My key.
C) Bir şey (singualar); bir şeyler (plural): something
Bahçede bir şey var. There is something in the garden.
Canım sıkılıyor. Hadi, bir şey(ler) yapalım. I’m bored. Let’s do something.
Soğuk bir şeyler içmek istermisiniz? Would you like to drink something cold?
Hiçbir şey: anything, nothing
Dün hiçbir şey yapmadım. I didn’t do anything yesterday.
Hiçbir şey bilmiyorum. I don't know anything.
Note: Often we say bi şey, bi şeyler, hiçbi şey. Hadi bi şeyler yapalım. Hiçbi şey bilmiyorum.
Idioms with "can"
can: soul, life, anima, the inner self of an individual
1. Canı istemek; canı bir şey yapmak istemek: to want to do something, fancy doing something
Can: soul, life / canı: one’s soul, one’s life / istemek: to want
Can-possessive suffix (-ım, -ın, -ı, -mız, -ınız, -ları) + infinitive (yapmak, gitmek, okumak, içmek) + istiyor.
Canım yüzmek istiyor. I want to swim.
Canın ne yapmak istiyor? What do you want to do?
Canı oynamak istiyor. (S/he wants to play.)
Canımız yemek istemiyor. We don’t want to eat.
Canınız partiye gitmek istiyor mu? Do you want to go to the party?
Canları müzik dinlemek istemiyor. They don’t want to listen to music.
Can-possessive suffix (-ım, -ın, -ı, -mız, -ınız, -ları) + infinitive (yapmak, gitmek, okumak, içmek) + istiyor.
Canım yüzmek istiyor. I want to swim.
Canın ne yapmak istiyor? What do you want to do?
Canı oynamak istiyor. (S/he wants to play.)
Canımız yemek istemiyor. We don’t want to eat.
Canınız partiye gitmek istiyor mu? Do you want to go to the party?
Canları müzik dinlemek istemiyor. They don’t want to listen to music.
2. Canı sıkılmak: to be bored
Canım sıkılıyor. (I’m bored.)
Canın mı sıkılıyor? (Are you bored?)
Canı sıkılıyor. (He is bored.)
Canın mı sıkılıyor? (Are you bored?)
Canı sıkılıyor. (He is bored.)
Canımız sıkılıyor. (We are bored.)
Canınız sıkılıyor. (You are bored.)
Canları sıkılıyor. (They are bored.)
Canınız sıkılıyor. (You are bored.)
Canları sıkılıyor. (They are bored.)
Bayılmak
Bir şeye bayılmak: to love something very much; to be fond of something; to be crazy about something (noun is in dative form(-e, -a)
But literally “bayılmak” means to faint.
Dondurmaya bayılırım. (I’m crazy about ice-cream)
In the above sentence,–ais the dative suffix,-yis the buffer letter which is used between two vowels.
Türk yemeklerine bayılırım. (I’m fond of Turkish food.)
In the above sentence,–eis the dative suffix,-nis another buffer letter which is used between two vowels.
Bir şey yapmaya bayılmak: to be fond of doing something
Tenis oynamaya bayılırım. (I’m fond of playing tenis.)
Dondurma yemeye bayılırım. (I’m crazy about eating ice-cream.)
If you want to say you are fond of doing something, add –maya or –meye to the root of the verb – yemeye, oynamaya, yüzmeye,okumaya.
İmambayıldıya bayılırım. / İmambayıldı yemeye bayılırım.
But literally “bayılmak” means to faint.
Dondurmaya bayılırım. (I’m crazy about ice-cream)
In the above sentence,–ais the dative suffix,-yis the buffer letter which is used between two vowels.
Türk yemeklerine bayılırım. (I’m fond of Turkish food.)
In the above sentence,–eis the dative suffix,-nis another buffer letter which is used between two vowels.
Bir şey yapmaya bayılmak: to be fond of doing something
Tenis oynamaya bayılırım. (I’m fond of playing tenis.)
Dondurma yemeye bayılırım. (I’m crazy about eating ice-cream.)
If you want to say you are fond of doing something, add –maya or –meye to the root of the verb – yemeye, oynamaya, yüzmeye,okumaya.
İmambayıldıya bayılırım. / İmambayıldı yemeye bayılırım.
